Halit Refig'in favorisi Kurtlar Vadisi Irak

Ünlü yönetmen Halit Refig'e göre bugün sinema hosça vakit geçirme alani haline geldi. Sinema eseri ülke gerçeklerini dogru yansitsin kaygisi ortadan kalkti. "Türkiye'de sinema, varligini gecekondu seyircisine dayanak yapti." diyen Refig, son dönem Türk filmlerinden en dikkate deger olaninin Kurtlar Vadisi Irak oldugunu söylüyor.

Üç kitabiniz Dergah Yayin-lari'ndan çikti. Bu kitaplarin ikisi Koca Sinan ve Puskin Erzurum'da senaryo. Bu senaryolar film çekilmek için mi yazilmisti?.

Benim yazdigim tüm senaryolar hepsi talep üstüne ve film yapilmak için yazilmistir. Bir proje düsünüp bunu yapimciya götürme yoluna girmedim. Bu filmler arasinda benim hiç düsünemeyecegim yapimlar da çikti. Mesela Yorgun Savasçi... TRT'nin talebi üzerine yaptim. Yine benim en kisisel filmlerimden olan Köpekler Adasi. O da Gazeteci ve Yazarlar Vakfi'nin talebi ve destegiyle çekilmistir.

Koca Sinan filmi niçin çekilememisti?

Koca Sinan filmi için 1978 yilinda Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden teklif geldi. Üniversitenin adi o zamanlar Mimar Sinan degildi. Tasarinin o günkü Türkiye sartlari içinde filme çekilmesi kolay degildi. Ama benden madem böyle bir talep var. Talebi yerine getireyim diye senaryoyu yazdim. Çekilmedigi zaman da sasirmadim.

Bugün sartlar degisti. Senaryonun filme çekilmesi için hiç teklif gelmedi mi?

Gelmedi. Teknoloji hizla gelisiyor. Günün birinde Koca Sinan gibi bir tarihî filmi bütünüyle bilgisayarda yapma imkâni çikabilir.

Teknolojik gelisme sinemaya ne katti?

Isleri çok kolaylastirdi. Tabiri caizse bu isi çocuk oyuncagi haline getirdi. Islerin kolaylasmasinin bir avantaji var. Daha rahat is yapma imkani ortaya çikiyor. Ama ustaliga ihtiyaç kalmiyor. Çünkü islerin yapilmasindaki teknik zorluklarin üstesinden gelebilmek belli ustaligi gerektirirdi. Teknoloji artik ustaliga gerek birakmadi. Tatbikatta artik bir isin teknik olarak ortaya çikmasinda farklilik meselesi ortadan kalkti. Farklilik zihniyette kaldi. Yani ortaya çikan isin özü nedir? Ne söylüyor?

Bugün yapilan filmler ne söylüyor sizce?

Sinema artik sadece hosça vakit geçirme alani haline geldi. Sinema eseri ülke gerçeklerini dogru yansitsin kaygisi ortadan kalkti. Burada televizyon belirleyici oldu. TV öncesi dönemde her sey; kültür de düsünce de sinema yoluyla yapiliyordu. Onun ayri ayri meraklilari vardi. Ama bugün insanlar çogunluk kültürle fikriyatla ilgili bir sey oldugu zaman televizyon seyrediyor. Sinemanin merkezi olan Amerika'da da bu böyle bizde de böyle. ABD'de bugün sinema seyircisinin yas araligi 15-25. Bizde de bugün sinema ayni yas grubuna hitap ediyor.

Bu ne anlama geliyor?

Bu genç seyircilerin çogunlugu gecekondu seyircisi. Gecekondu kelimesini yanlis anlasilmasin, sosyolojik anlamda kullaniyorum. Türkiye, tarim toplumundan sanayi toplumuna geçis süreci içinde. Türkiye nüfusunun yüzde yetmisi kentlerde yasamasina ragmen bu nüfusun büyük kismi köylerde dogdu. Bir geçis dönemini yasiyoruz. Türkiye'de sinema, varligini gecekondu seyircisine dayanak yapiyor. Bunun en tipik örneklerinden biri Recep Ivedik'tir.

10 yildir sinemaya gitmiyorum
Recep Ivedik ve benzer filmler çekiliyor. Ama Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaptanoglu, Zeki Demirkubuz gibi yönetmenler de film çekiyor ve birçok festivalde ödül aliyorlar...

O yönetmenler, festivalde aldiklari ödüller, devletten ve baska kuruluslardan aldigi maddî desteklerle ayakta kaliyor. Bu filmlerin maliyeti de yüksek olmadigi için ödüller ve destekler, var olmalarina imkân sagliyor.

Eskiden Türk sinemasini Yesilçam diye tek bir baslik altinda toplayabiliyorduk. Bugün "Türk sinemasi"ndan bahsedebilir miyiz?

Yok. Yesilçam dünya sinema tarihinde bir örnegi olmayan sistemdi. Oradan yapilan bütün filmler sanat filmleri bile sistem içi yapilan filmlerdi. Bugün film yapan herkes kendi kaderini tayin etmek zorunda.

Bugünkü Türk sinemasindaki çikislari bireysel mi buluyorsunuz?

Ben, bugün Türkiye'de sinema hareketlerini çok dikkatle takip ettigimi söyleyemem. Festivallerde ödül kazanan filmleri televizyon gösterirse izliyorum. Ya da esin dostun getirdigi CD ya da DVD'den takip ediyorum. Yaklasik on yildir sinemaya gitmedim. Bugün genel hatlariyla baktigimda iki egilim var sinemamizda.

Nedir bu iki egilim?

Birisi ticarî sinema. Bunda çok iyiyiz. Bugün dünyada kendi filmleri Amerikan filmlerinden çok seyirci toplayan iki ülke var; birisi Türkiye, digeri Hindistan. En cafcafli Amerikan filmleri Türk filmlerinin gerisinde kaliyor. Bu filmleri siz begenin ya da begenmeyin ortada somut bir basari var. Ben Recep Ivedik'i seyrettigim zaman büyük heyecan duymayabilirim ama basarisini katiyen küçümseyemem. Basarisi üstünde de düsünürüm. Burada gördügümüz sudur: Bazi meslektaslarimiz özellikle televizyondan gelenler seyircinin genel egilimlerini, beklentilerini yakalayabiliyorlar. Ticarî sinema alaninda basarili isler yapiyorlar. Diger hareket ise bireysel sinema.

Festivalde ödül alan filmleri bu bireysel kategoride mi degerlendiriyorsunuz?

Evet. Bireysel sinema Fransizlarin ortaya çikardigi bir sey. Fransizlar Amerikalilarla ticarî sinema alaninda boy ölçüsemedikleri ve kültür bakimindan çok gururlu bir millet olduklari için demislerdir ki sinema sadece endüstriyel bir eglence degil, kisisel yaraticilik eseridir. Bunun yaraticisi da yönetmendir. Ve bir yönetmen en dar imkânlarla kendi iç dünyasini ne ölçüde yansitabilirse film o ölçüde sinema sanati eseridir. Bunun kalesini Cannes'da kurmuslardir. Peki bu filmlerde ne var? Adam evinde düsünüyor, adam evinden disari çikiyor sokakta yalniz dolasiyor. Deniz kenarina gidiyor, gemilere bakiyor. Sikintili bir hayati varmis zavalli. O sikintili hayat sayesinde filmi sanat eseri oluyor. Ben keskin bir ulusalciyim bu konuda. Beni ulusal gerçeklerimiz, ortak meselelerimiz çok ilgilendiriyor. Kisilerin bireysel sikintilari ilgilendirmiyor. Tek tek insanlarin cani neye sikiliyor bununla ilgilenmem mümkün degil.

Siz iki temayülden bahsettiniz. Ama son dönemde 12 Eylül'ü elestiren filmler de çekildi. Bu filmleri nasil degerlendiriyorsunuz?

Benim 12 Eylül'le ilgili gördügüm filmler arasinda hiçbirisinin 12 Eylül'le ilgisi yok. Ciddiye alacagim bir film yok. Konuya son derece sig, yüzeysel yaklasan filmlerdi. Gerçek bir 12 Eylül filmi darbedeki Amerikalilarin rolü anlatilarak çekilebilir.

Ortak meseleler niye filme aktarilamiyor?

Türkiye'de belli bir süredir Avrupa Birligi'ne katilma hayali var. Bu hayal ulusalciliga karsi bir sey. Daha dogrusu ulusalcilik Avrupa Birligi'ne üye olmayi hayal edemez. Ulusalcilik ülkenin sorunlarini kendi gerçekleri içinde çözümleme yollari arar. AB'ye üye oldugumuz takdirde sorunlarimizi daha rahat çözeriz inanci toplumun genelinde hakim görüs. Bugün itibariyla ulusalciligin hiçbir pazari yok. Öyle olunca da sinemasi yapilamiyor.

On yildir film çekmediniz? Size niye bir talep gelmiyor? Bu da ulusalciligin pazarinin olmamasiyla mi ilgili?

Bana bugün talep gelmiyor. Ayrica gelmemesine de sasmiyorum. Çünkü benim yaptigim son filmlerin -Iki Yabanci Adam, Köpekler Adasi ve Gelinlik Kiz- hiçbirisi tutmadi. Seyirci bulmadi. Böyle olunca bana bu yönde talip gelmemesi anlasilir bir sey. Çünkü yapimciyi istisnalarin disinda ideolojik görüsler baglamaz. Yilmaz Güney'e film yaptiran yapimcilarin büyük bir kismi keskin sagcilardi. Para getiriyor diye bu filmleri yapiyorlardi.

Yaptiklarindan heyecan duydugunuz bir yönetmen yok mu?

Yok. Çünkü bugün itibariyla Türkiye'nin meselelerini derinine degil de yüzeysel düsünüyoruz. Mesela Nuri Bilge Ceylan'in Türkiye gerçeklerini anlatma gibi bir iddiasi yok zaten. Adam anasini, babasini, kasabasini, Istanbul'a geldiginde dostluk ettigi kisileri anlatiyor. Kendi dünyasini filme çekiyor. Burada görsel ifade gücü de var. O açidan kendini kabul ettirmis durumda. Ona saygi duyarim. Ama bu saygi Nuri Bilge Ceylan ne yapacak diye büyük bir merak uyandirmiyor.

Bu meslegi seçtiginiz için bir pismanlik duydugunuz oluyor mu?

Yok. Hem hosca vakit geçirdim, hem para kazandim. Kendimi büyük bir doygunluk içinde hissetmekteyim. Benim için meslek hayatimda büyük zirve Yorgun Savasçi olayidir. Öyle bir olayi yasamis olmanin da bana getirdigi bir huzur, tatmin var.

En dikkate deger film Kurtlar Vadisi Irak

Son dönem filmleri içinde begendiginiz oldu mu?

Kurtlar Vadisi Irak'i begendim. Bu film dünya sinema tarihinin en dikkate deger filmlerinden biri. Kurtlar Vadisi Irak, Türk askerinin basina çuval geçirilmesine Türkiye'nin sinema yoluyla bir reaksiyonudur. Çünkü film ülkemizde büyük ilgi gördü. Arti dünya sinema tarihi açisindan da dikkate deger. Çünkü bu kadar mülevves Amerikali tiplerin gösterildigi Amerikan filmleri disinda film yok. Alçak namussuz Amerikalilar Amerikan filmlerinde çoktur ama ne Sovyetler'in, ne Çin'in, ne Iran'in filmlerinde kötü Amerikali tipler yoktur.

Arastirmalarima göre Amerika hakkinda dünya sinemasinda da bu kadar sivri film yok. Birçok ülkede ilgiyle seyredildi bu film. Böyle bir gerçek var iken bunu görmezden gelmek, küçümsemek mümkün mü? Bu ilgi vurdulu kirdili bir film olmasindan ötürü degil. Içindeki mana ve anlatmak istedigi mesaj itibariyla alaka gördü.

ZAMAN