Habertepe'de Çeto röportaji

Kurtlar Vadisi Dizisi’nin ezik, kabullenici, itaatkar, zeki, öngörülü Çeto’su, Çeto Baskani ölmek istiyor. Dizide neden ölmek istedigini bu söyleside anlatti..

Herhangi biriniz gelip bana “neden Sefik Onatoglu ile röportaj yaptiniz ki, Eskihisar’da ‘Agir Abi’ filmini çekmeyecek olsaydi da akliniza gelir miydi Sefik Onatoglu ile röportaj yapmak” diye soracak olursa, verecegim cevap kuvvetli bir evet olacakti. Kimilerince bir fenomen, kimileri içinse “tu kaka” olan Kurtlar Vadisi Dizisi’nin ezik, kabullenici, itaatkar, zeki, öngörülü Çeto’su… Gencecik bir tiyatro oyuncusu!

Sefik Onatoglu kimdir?

(Derin bir ohh çekiyor önce) Sefik Onatoglu 1984’ün 13 Ekim’inde dünyaya gelmis bir ademoglu. Gelecekle ilgili planlari, kaygilari olan; sevdigi isi en iyi biçimde yapma ugrasinda olan bir tiyatro oyuncusu. Müjdat Gezen Okulu’nda 4 yil egitim almis ama egitim sürecinin devam ettigini, deneyimli tiyatro ustalari ile birlikte oynamanin bu sürecin en önemli parçasi oldugunu düsünüyor.

Tiyatro’ya nasil ve ne zaman basladin?

Tiyatroya daha çocukluk yillarimda baslamadim! 18 yasimdaydim ve annemin bütün karsi çikislarina ragmen babam beni Mersin Sehir Tiyatro’sunun kurslarina gönderdi. Çok keyif aliyordum ama dogrusu ya beklentilerimi karsilayabilecek bir gelecek hayali de kurmuyordum o dönemde. Hatta ciddi bir oyunda rol alabilecegim konusunda dahi kaygilarim vardi…

Peki o zaman nasil oldu da Mersin Sehir Tiyatro Oyunculuk kursiyerliginden bugüne gelebildin?

Hani derler ya kader aglarini örmeye baslamisti. Sahneye konulan bir oyun vardi. Ben o oyunda sadece castta vardim o kadar. Yedek oyuncuydum anlayacagin. Oyun birçok kere sahneye konuldu ve ben yedek kulübesini beklemeye devam ettim. Ta ki o güne kadar!

Hangi güne kadar?

Tavsan rolünü oynayan bir arkadasimiz vardi. Özel birtakim gerekçelerle ekipten ayrilmisti. Hocamiz streste. Ne yapacagini düsünüyor. Hatta kendisi bile oynamayi düsünmüstü tavsan rolünü.

Neden ama; sen yedek oyuncuydun, castta yer aliyordun…

Evet ama demek ki bir isik görmemis bende.

Sonra ne oldu..?

Oyun çok yaklasmisti. En azindan yaklasan o oyunu kurtarmak adina bir kerelik sen oyna bari dedi. Ben de oynayayim bari dedim. Sonraki oyunda da ben oynadim, bir sonrakinde de, daha sonrakinde de… O gün bugündür oynuyorum.

Istanbul yolculuguna nasil karar verdin?

Aslinda bu net olarak ben Istanbul’a gidiyorum bohçami alip seklinde bir karar degildi. Müjdat Gezen Sanat Okulu’nun sinavlarinda basarili olmak zaten bu süreci de beraberinde getirdi.
Müjdat Gezen Sanat Okulu pek çok yetenekli tiyatrocunun kesfine de sebep olan bir okul.

Egitim sikintili oldu mu senin için?

Aksine çok ama çok keyifliydi. Tabii bu isi sevdiginiz için öyle. Söylemeden geçemeyecegim; biz orada çok ciddi bir egitim aldik. Ders aralari bile neredeyse yok denecek kadardi. Türkiye’nin gerçek tiyatro ustalari ile geçen 4 yil. Ustalarima, hocalarima
www.habertepe.com araciligi ile bir kez daha saygi ve minnet duygularimi iletmek isterim.

Sefik Onatoglu Müjdat Gezen Sanat Okulu’ndan sonra bir hedef çizmis miydi kendine?

Gidecegi liman belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar fayda etmezmis degil mi? Açikcasi tabii ki meslegimi en iyi yerlerde icra etmek, para kazanmak ve hayatimi idame ettirmek gibi beklentilerim vardi. Yalniz düssel beklentiler degildi bunlar. Öyle ya her yil ortalama 200 civarinda genç yetenekli arkadas tiyatro camiasina katiliyor. Bir de önceden zaten camiada olanlar… Dolayisiyla en azindan ilk etapta çok fazla sey beklemek sanirim hayalperestlik olurdu.

Izleyiciler seni Kurtlar Vadisi dizisindeki Çetin; nam-i diger Çeto ile tanidilar ve çok da sevdiler. Neler hissediyorsun?

Diziye baslamam, hayatini kazanmak zorunda olan bir tiyatrocunun isini yapmasinin ötesinde bir sey degildi aslinda. Zaten 4 ya da 5 bölüm oynayacaksiniz. Sonra da öldürürüz dediler. Ben de tamam dedim ve böylece basladik. 2007 yiliydi. Halen ölemedim.


Birgün eline gelen senaryoda, o bölümde öldügünü okusan neler hissederdin? Bu seni sonrasi adina korkutur mu?

Kesinlikle hayir. Kurtlar Vadisi dizisinin beni kitlelerle bulusturmus olmasi tabii ki küçümsenecek bir sey degil kariyerim adina ancak eger sadece bir dizi ile varsaniz, oyunculugunuzu ortaya koyabileceginiz tek kaynak olarak görürseniz, baslamadan bitmissiniz demektir. Ne Çeto rolü bana baki ne de Kurtlar Vadisi dizisi tüm zamanlara… Ben bir tiyatro oyuncusuyum ve yeni projeler yeni ufuklarla hatta yeni bir heyecanla sevdigim isimi yapmaya devam ederim.

Ölmeyi ister gibi konustun!

Dogrusunu söylemek gerekirse evet, dizide ölmeyi isterdim. Hatta biz bunu teklif dahi ettik, bizi öldürün dedik.

Peki ama neden? Rating rekorlari kiran bir dizide oynuyorsun üstelik sevilen bir karaktersin. Neden ölmeyi isterdim dedin?

Öncelikle yanlis anlasilmak istemem. Dizide birlikte çalistigim arkadaslarimi da, yapimci firmanin ortaya koymus oldugu is ciddiyeti de kesinlikle dört dörtlük. Ayrica çok ama çok usta tiyatro sanatçilari ile de beraber çalisiyor olmak ayri bir keyif. Fakat bu bir süreç. Hamdim, pistim, yandim gibi bir sey yani. Düsünsenize 2 yil oldu, bu daha ne kadar devam edebilir sizce. Hem laf aramizda gün geçtikçe daha fazla Çeto olmak istemiyorum. Ben Sefik’i geri istiyorum.

Çeto olarak taninmak seni rahatsiz ediyor mu?

Ben Sefik Onatoglu olarak dizide üzerime düsen rolü en iyi sekilde oynama kaygisindayim. Ve bu rol de Çeto Baskan rolü. Çeto Baskan olarak sevilmek ayri bir keyif tabii ama ben yine de Tiyatro Sanatçisi Sefik Onatoglu olarak ismimi pekistirebilmeyi tercih ederim.

Çeto’nun sevdigin ve sevmedigin yönleri nelerdir?

Sevmedigim diyebilecegim… Hmm; keske terör örgütü ile bir baslangici olmamis olsaydi, daha içime sinerdi. Haa ama sevdiklerime gelince… Bir kere zeki bir çocuk, pratik bir zekasi var. Birçok kere Muro’nun basini dertten kurtarmayi bildi. Anadolu’lu bir tip, içimizden biri yani. Devrimci hayallerine karsin bir taraftan da gençlik var serde. Dünya nimetlerinden faydalanmayi da isteyen bir tarafi var. Hepimiz gibi, insan!

Çeto Baskan karakterinden sonra hayatinda neler degisti?

Kendi kendime Bogazda bir banka oturup denizi seyrederken çekirdek yiyemiyorum örnegin. Ya da itis kakis da olsa, sallana sallana da gitse, bir IETT otobüsüne binemiyorum. Yolda gördügüm bir arkadasimin arkasindan "Fatih looo baksana" diyemiyorum.

Özgür olamamaktan sikayetçisin yani; peki sizce bu bir bedel degil mi? Söhretin bedeli!

Kesinlikle katiliyorum. Buna söhret demek pek de hosuma gitmez ama taninmislik diyelim, tabii ki bir karsiligi var.

Her sey mi olumsuz, üç örnek verdin hepsi de özgürlügünün kisitlandigini ima eden örnekler. Hiç mi güzel yani yok taninmisligin?

Var tabi olmaz olur mu? Mesela Mersin’de annemi Devlet Hastanesi’ne götürdüm. Rahatsizligi ile ilgili olarak MR filmi çekilmesi gerekiyordu. Birlikte gittik. O arada ben Saglik Karnesini saniyorum evde unutmusum. Hemen dönüp- evle hastane arasi iki dakika mesafe- evden aldim. Hastaneye gittigimde annemi göremedim. Gel teyze Çeto Baskan’in annesini bekletmeyelim diye MR’a almislar. Siz, MR için Devlet Hastanesi’nde ne kadar zaman sonraya gün verildigini biliyor musunuz? Gerçi siz doktorsunuz di mi tabii ki bilirsiniz. Herkes gibi sira beklemeyi, gün almayi tercih eden bir yapim vardir aslinda; ama Allah var, konu annemle ilgili oldugu için mutlu olmadim desem yalan olur!

Özgürlük, sosyal adaletçi bir tavir… Yelpazenin ne tarafindasiniz?

Yelpaze mi? Hmmm. Yok ya hava o kadar da sicak degil, aksam serinligi var zaten, yelpazeye gerek yok tesekkür ederim.

Israr ediyorum…

Anlasilan bu sorudan kaçamayacagiz. Peki o zaman. Saka bir yana ben kati softa bir üslupla sucuyum bucuyum deyip sonuna kadar pesindeyim mantiginda degilim. Orta yolcu bir bakis açim var. Türkiye’li olmak bilincinin önemli oldugunu düsünüyorum. “Ne mutlu Türk’üm diyene” veciz ifadesindeki gibi bir milliyetçilik anlayisim var. Kemalist düsünce modelini begeniyorum. (Yalniz Ergenekon diye beni götürecek olurlarsa sizden ricam Eylül’e kadar beklesinler en azindan, filmi ancak Eylül basina bitirebilecegiz.)

Evet, biraz da söz gelmisken sinemadan bahsedelim mi? Muro ilk filmindi. Beyazperdede olmak nasil bir seydi, neler hissettin?

25 yasinda her genç oyuncunun hayalidir bir filminin olmasi. Yine de itiraf etmeliyim ki, yapimci sirketimizin bize film yapacagini ilk duydugumda, hani derler ya; “Haddi lenn” oldum. Senaryo geldi; ben halen inanmamakta israrciydim. Sanki bir sikinti olacak ve çekim iptal edilecek gibi geliyordu. Inanin abartmiyorum, çekim yerleri seçiliyor ben halen bir sikinti olmasa diyordum ki, oldu. Bir gecikme söz konusuydu. 4 günlük bir gecikme yasanacakti. Bu dört gün, zaten bir sikinti bekleyen ben; iste dedim, bitti. Bu is buraya kadar… Oysa olmadi sükürler olsun. Ve gala günü geldi. Gala dedim çünkü o arada geçen çekim dönemi, tabir yerindeyse, rüzgar gibi geçti. Özetle Fatih Bey; “çok keyifliydi”

Veee, “Agir Abi “… Maceraci bir yaklasim mi, ayaklari yere basiyor mu? Nereden çikti Agir Abi?

Çok sevdigimiz bir dost agabeyimiz bizi Eskihisar’a davet etmisti. Sohbet edecek, hasret giderecektik. Bu arada senarist de var aramizda, oyuncu da… Muhabbet esnasinda “ya bir film çekebilsek söyle yüregimizi koyup hep birlikte” diye bir söz geçti. Dost agabeyimiz Sevgili Murat Cirit: “tabii yapin, hatta iste size Eskihisar gibi son derece keyifli bir film platosu, küçük, sicak ve insanlari da size her türlü yardima hazir olacaktir”… Aksam uzun sürdü ve iyi niyet temennileri ile ayrildik. Tam dört gün sonra senarist arkadasimiz aradi ve film çekiyoruz, senaryo hazir. “Agir Abi” dedi… Saskindim ama iste bakin simdi Eskihisar’dayiz ve artik çekimler basliyor.

Bu film için Anadolu tabiriyle imece usulü bir film diyebilir miyiz? Yapimci sirket yok, insanlar emeklerini ve yüreklerini koyuyorlar. Film para kazanirsa, kazanç paylasilacak?

Kesinlikle dogru! Tam anlamiyla bir imece uygulamasi. Biz üzerinde düsündük, yapabilecegimize inandik, karar verdik ve uygulamaya geçtik. Böyle baska bir örnek yapim bilmiyorum inanin. Umut ediyorum Allah emeklerimizin ve çabamizin karsiligini verir ve bu da genç oyuncu dostlarimiz için bir örnek teskil eder.

Gelecege dair bir hedefiniz vardir muhakkak…

Tabii ki, olmaz mi? Dilerseniz bunu bir animla aktarayim. Müjdat Gezen Sanat Okulu birinci siniftayim. Bir sivil toplum kurulusuna gittim. Açikçasi amacim burs istemekti. Orada 60 yaslarinda, bu sivil toplum örgütünün baskani mühendis bir agabeyimiz vardi. Yasiyorsa Allah selamet versin, vefat ettiyse mekani cennet olsun! Bana dedi ki: “evlat bursun çikar mi çikmaz mi bilemiyorum, ben elimden geleni yaparim ama diyecegim su ki; hedeflerini büyük tut. Dünya sadece Türkiye’den ibaret degil. Öyle güzel seyler yap ki, sadece ülkemizde degil dünyanin her yerindeki insanlar seni bilsin tanisin. Sanatini görsün!” Daha güzel bir dilek ve hedef olabilir mi Fatih Bey’cigim?

Umarim hedeflerinize ulasirsiniz. Sevgili Sefik Onatoglu, son olarak; kisa ve orta vadede projeler var mi? Ne yapmak istiyorsunuz önümüzdeki dönemde?

Açikcasi dizi filmlere çok da sicak baktigim söylenemez. Yüregim sinema filmlerinden yana. Bu arada bir TV kanali için sabah programi yapmak istiyorum. Belirli bir televizyon yok ama dogrusu kafamda çok keyifli ve akiskan olacagi konusunda kuskum olmayan, belki Amerika’yi yeniden kesfetmeyecegim ama olmasi gerekenleri nev-i sahsima münhasir bir üslup ve mizahla yapacagim bir tarz var. Insallah gerçeklestirme firsatimiz olur!
Pekala Sevgili Sefik Onatoglu; ümit ediyorum her sey dilediginizce gerçeklesir.

Evet sevgili okuyucular, konugumuz genç bir tiyatro ve sinema sanatçisi sevgili Sefik Onatoglu, nam-i diger Çeto Baskan’di. Keyifli bir ortamda gerçeklestirdigimiz röportajda Onatoglu bunlari söyledi; biz de diyoruz ki: “Gelin tanis olalim / Isi kolay kilalim / Sevelim, sevilelim / Dünya kimseye kalmaz!”

habertepe